İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/5730 Karar: 2025/9510 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/5730 K.2025/9510

6. Ceza Dairesi 2025/5730 E. , 2025/9510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/2438 E., 2025/2222 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebi

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/5730 E. , 2025/9510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/2438 E., 2025/2222 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebi

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/5730 E. , 2025/9510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/2438 E., 2025/2222 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.04.2025 tarihli ve 2024/359 Esas, 2025/216 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c.h, 53 maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Kanun'un 149/1-c.h, 31/3 maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 30.06.2025 tarihli ve 2025/2438 Esas ve 2025/2222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafi; Şikâyetçinin müvekkiline yönelik iddiasının bulunmadığı, bilirkişi raporu incelendiğinde müvekkilinin suç mahallinde olduğunun somut bir şekilde belirtilmediği, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, diğer sanıklar polisin gelmesi üzerine kaçarken müvekkilinin kaçmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği, 2. Suça sürüklenen çocuk ... ve Müdafi; Müdafi atanmadan karar verildiği, suçu işlemediği halde mahkûmiyetine karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığı, lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 3. Sanık ... ve müdafii; Yağma suçunun unsurlarının bulunmadığı, şikâyetçinin net teşhisinin bulunmadığı, tehdit veya cebire ilişkin eyleminin bulunmadığı, alt sınırdan hüküm kurulması ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi incelendiğinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi incelendiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın aşamalarda üzerine atılı tehdit suçunu işlemediğini beyan ettiği, sanığın fotoğrafının katılana soruşturma aşamasında gösterildiğinde, katılanın, sanığın olayda bulunmadığını belirttiği, kovuşturma aşamasında ve genel olarak tüm dosya kapsamında sanık hakkında çelişkili teşhis işlemlerinde bulunduğu, olay yeri ile sanığın ikametinin yakın bölgede olması nedeniyle telefonunun baz istasyonunun olay yerine yakın bölgeden alınmasının hükme esas alınamayacağı, sanık hakkında diğer sanık ...'ın atf-ı cürüm niteliğindeki beyanı dışında sanığın mahkumiyetine yetecek ölçüde her türlü şüpheden uzak, kesin mahiyette delil bulunmadığı, ceza hukukunun evrensel olarak kabul edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık hakkında üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçu yönünden, Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararında, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 2. Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçu yönünden, Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Nitelikli yağma suçundan tutuklu bulunan sanık ...'in tutuklu kaldığı süre ve bozma sebebi göz önüne alınarak bihakkın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesi için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (... 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 06.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla