KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2009/11100 E., 2010/4389 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah.Sıfatıyla
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya iadesi ve tazminat davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kişisel eşyanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalıların eşyaların bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, dava dilekçesinde davalı ... ile 07.05.1999 tarihinde evlendiklerini, evlenirken çeyiz senedi ile çeyiz eşyalarının davalılara teslim edildiğini, davalı eş tarafından boşanma davası açıldığını, babasının evine döndüğünü, senetle teslim edilen çeyiz eşyalarının verilmediğini ileri sürmüş, davalılar, dava konusu edilen eşyaların bir kısmını yazılı belge ile teslim ettiklerini, kalan kısmın ise eskidiğini, istenirse teslim edebileceklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı, dava konusu edilen eşyaların cins ve miktarını belirtilmekle birlikte büyüklükleri, markası, niteliği, kaç yıllık olduğu gibi bedelini belirlemeye yarayan unsurları belirtmemiştir. Dava konusu misli nitelikteki eşyalar zaman içinde yıpranabilen ve değer kaybına uğrayabilen eşyalar olup bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle bedellerinin tespit edilmesine karşın yıpranma payı indirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu eşyaların değerinin tespitine yarayan yukarıda belirtilen özelliklerin bildirilmesi davacıdan istenerek bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2009/11100, K. 2010/4389, 14 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama