KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2009/11130 E., 2010/2693 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık onsekiz adet taşınmazın ortaklığın giderilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesi üzerine hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Parsel nolu taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava konusu ... ve ... parsel no'lu taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi istenilen taşınmazın tapudaki yüz ölçümü fiili duruma uymuyorsa ve hudutlar da sabit değilse görevli mahkemede açılacak dava yoluyla tapu kaydındaki yüzölçümünün düzeltilmesi için taraflara süre verilmesi, dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi gerekir. Şayet dava açılmaz veya açılan dava retle sonuçlanırsa ve tapu miktarı fiili durumdan az ise sabit hudutlardan başlayarak tapu kapsamı taşınmaz üzerinde belirlenip teknik bilirkişiye bu doğrultuda kroki düzenlettirilerek, krokide belirlenen yer hakkında karar verilir. Eğer tapu miktarı fiili durumdan daha fazla ise davanın reddedilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu ... no'lu parsel tapu kaydında 32600 m2 ve ... no'lu parsel ise tapu kaydında 59400 m2 olarak gözükmelerine rağmen fen mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda bu parsellerin arasındaki sınırın belirgin olmadığı ve iki parselin toplam yüzölçümünün 55500 m2 olduğu, tespit edilmiştir. Bu durumda yukarıdaki esaslar doğrultusunda davacıya tapu kaydındaki yüzölçümünün fiili duruma göre düzeltilmesi için önel verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2009/11130, K. 2010/2693, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama