KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2009/9951 E., 2010/1521 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, ... parsel No’lu taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, dava konusu edilen ... parsel No’lu taşınmaza tarafların birlikte malik olduklarını, tarafların uzlaşarak taşınmazı paylaşmalarının mümkün olmadığını belirterek, taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, bir diyeceklerinin olmadığını, taraf teşkilinin ve eksik işlemlerin tamamlanmasını, takdiri mahkemeye bıraktıklarını bildirmiştir. Diğer davalılar duruşmalara gelmemiş ve bir beyanda bulunmamışlardır.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı,taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Paydaşlığın giderilmesi davasını ortaklardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen taşınmazların paydaşlarından davalılar ..., ... ve ...’ın adresleri yargılama sırasında davacı tarafça ... Str. ... / ... RG .../... olarak bildirilerek bu adrese tebligat yapılması istenmiş, mahkemece adı geçen davalıların bildirilen adreslerine iadeli taahhütlü tebligat çıkarılmıştır.
Peşi sıra PTT Müdürlüğünce ..., ... ve ... adına çıkarılan tebligatların “aranmamıştır” şerhi ile iade edildiğinin bildirilmesi üzerine bu davalılara ilanen tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması yoluna gidilmiştir. Yurt dışına yapılacak tebligatlar Tebligat Kanunu’nun 25 ve Tebligat Tüzüğü’nün 36 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Adı geçen davalıların yurt dışı adresleri bildirildiğine ve adresleri belli olduğuna göre Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri gereğince yurt
dışında Türk vatandaşlarına yapılacak tebligat yöntemine göre dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekirken ilanen tebligat yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda mahkemece davalılar ..., ... ve ...’ın yurt dışındaki belirtilen adreslerine yöntemine uygun dava dilekçesinin tebliğ olunması, taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2009/9951, K. 2010/1521, 16 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama