KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/10711 E., 2011/3708 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak niteliği itibariyle duruşmaya Tabi olmadığı gibi dosyada pulunun olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kat mülkiyeti kurulu taşınmazın yedi adet bağımsız bölümünün paydaşlığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme istem gibi aynen taksim suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar vermiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davalarında taksim istenmesi halinde dava konusu her taşınmazın ayrı ayrı ele alınarak pay ve paydaş durumuna göre taksiminin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Davada sulh vaki olmadığı sürece taşınmazların bir kısmının bazı paydaşlara, diğer kısmının diğer paydaşlara verilmesi şeklinde re’sen taksime gitmek mümkün değildir.
Olayımıza gelince. Dosya arasındaki tapu kaydının incelenmesinden 21 parsel üzerinde bulunan binada kat mülkiyeti tesis edildiği, davaya konu edilen 1, 2, 3, 4, 6, 8, 11 nolu bağımsız bölümlerin taraflar adına paylı olarak kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile kat mülkiyetindeki kurulu taşınmazdaki her bir bağımsız bölümün taksiminin mümkün olmadığı açıktır.
Davacının isteği taraflar adına paylı olan bu yedi adet bağımsız bölümünden davacı ... paylarının tamamının kaldırılarak 2, 3 veya 4 bağımsız bölüm nolu dükkanlardan birinin (tercihen 4) davacı üzerinde bırakılmak, diğer iki bağımsız bölümdeki davalı ... payının ise diğer davalı ...’na aktarılmak suretiyle paydaşlığın giderilmesine ilişkin iken bu istek yargılama sırasında 4 nolu bağımsız bölümün davacıya ivaz ilaveli olarak verilmesi şeklinde değiştirilmiştir.
Davacının bu şekildeki isteği davalılar tarafından kabul edilmediğine göre taraflar arasında yukarıda ilke kararında belirtildiği gibi uyuşmazlığın sonuçlandırılması yolunda H.U.M.K. 92. maddesi anlamında bir kabul veya sulh gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/10711, K. 2011/3708, 24 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama