KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11015 E., 2010/12312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava dokuz adet taşınmaz ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazların satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davaya konu ve satışına karar verilen 2379 ada 11 No’lu parselin tapu kaydında paydaş olarak ismi geçen ... davada taraf değildir. Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davalarında HMUK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Öte yandan HUMK'nun 73.maddesine göre de kanunun gösterdiği istisnalar saklı kalmak kaydı ile, hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu durumda mahkemece adı geçen paydaşın yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımızda davaya konu 2383 ada 25 No’lu parselle ilgili olarak hazırlanan ve hükme esas alınan 06.10.2008 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde ... ve ... isimli kişilere ait yapılar olduğu bildirilmiş ve bu yapıların taşınmazın toplam değerine isabet eden oranı belirlenmek suretiyle satış parasından muhtesat sahiplerine pay verilmiştir.
Mahkemece davaya dahil edilen ... ve ... davaya konu taşınmazlarda her hangi bir paya sahip olmayıp hükümde, satış parasının paylaştırılmasına ilişkin olarak 25 No’lu parsel için verilen bilirkişi raporundaki oranlamaya atıf yapılmıştır. Yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler doğrultusunda paydaş olmayan muhtesat sahiplerinin davaya dahil edilerek satış parasından kendilerine pay verme olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece paydaşlık sıfatı bulunmayan adı geçen muhtesat sahiplerinin davaya dahil edilmesi ve bütün parsellere yönelik satış parasının bölüştürülmesinde, 25 No’lu parsel için hazırlanan hatalı oranlamaya atıf yapılması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11015, K. 2010/12312, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama