KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11236 E., 2011/867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı-dahili davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, şufalı payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm dahili davalı vekili ve davalı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının paydaş olduğu taşınmazda davalı ...'un 02.05.2005 tarihinde 500.-TL bedel ile pay satın aldığını, yargılama aşamasında aynı payın bu kez dahili davalı ...'e 30.000-TL bedel ile satıldığını, bu satışın ilk satışla doğan önalım hakkını bertaraf etmeye yönelik olduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Dahili davalı ... vekili, HUMK.nun 83.maddesine göre, ıslah yolu ile hasmın değiştirilemeyeceğini, iyi niyetle taşınmazın satın alındığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu bildirmiş, temyiz aşamasında ise taşınmaz üzerinde fiili taksim olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, ilk satış bedeli 500-TL üzerinden davanın kabulüne, şufalı payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 581.-TL önalım bedelinin dahili davalı ...'e ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; Önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu taşınmazda davalı ...'un 02.05.2005 tarihinde 500.-TL bedelle 322/5232 pay satın aldığı, yargılama aşamasında ise 24.07.2006 tarihinde 30.000-TL bedel ile ...'e bu payı sattığı anlaşılmaktadır. Dahili davalı ... vekili yargılama sırasında ıslah yolu ile hasım değiştirilemeyeceğini ve iyi niyetle satın alındığını bildirerek davanın reddini savunmuş, temyiz dilekçesinde ise taşınmazda fiili taksim yapıldığını ileri sürmüştür.
Yukarıda ilke kararında açıklandığı üzere fiili taksim savunması yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece, davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak bu konuda davalının delilleri toplanarak varsa karşı taraf delillerinin de toplanıp değerlendirilmesi, eylemli taksim olup olmadığının belirlenmesi ve eylemli taksimin varlığı tesbit edildiğinde paydaşların kullandıkları yerlerin krokide gösterilmesi,
bu konuda denetime elverişli uzman bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve ayrıca kabule göre de, yapılan ikinci satışın kötüniyetli olarak yapıldığı kanıtlanmadan ilk satış bedeli üzerinden karar verilmiş olması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiş olması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11236, K. 2011/867, 31 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama