KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11613 E., 2011/1789 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin paydaşı olduğu 2 ada 3 parsel sayılı taşınmazda diğer paydaş ...'ün 1/2 payını 09.04.2010 tarihinde davalıya sattığını belirterek, önalım hakkı nedeniyle davalı payının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı dava konusu payın gerçek satış bedelinin 20.000.-TL olduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davalı yargılama sırasında ileri sürmemekle birlikte temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmazın paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her paydaşın kendi yerini kullandığını, davacı ve pay satan kişinin kendilerine ait yerleri duvarla ayırdıklarını savunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir.
Mahkemece davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup, toplanması, gerekirse yerinde keşif yapılarak tapu kaydının ve krokinin uygulanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11613, K. 2011/1789, 22 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama