KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11837 E., 2011/1502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
270 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, altı adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HUMK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince. Dava konusu edilen taşınmazların paydaşlarından ...'nun 20.05.1955 tarihinde öldüğü, davalı ...' nun ise 26.12.2007 tarihinde öldüğü temyiz aşamasında ibraz edilen nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. Adı geçenlerin mirasçıları davada yer almamışlardır.HUMK'nun 73.maddesine göre kanunun gösterdiği istisnalar dışında, hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.
Bu durumda mahkemece, davadan önce ölen davalı ... ile yargılama sırasında ölen ...'nun mirasçılık belgelerinin ilgililerinden temini ile tesbit edilecek mirasçılarının yukarıda açıklandığı şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11837, K. 2011/1502, 16 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama