KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11909 E., 2011/1872 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde davalı ... tarafındanda temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hüküm, davalı ... vekiline 09.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği halde temyiz dilekçesi 8 günlük yasal süre geçtikten sonra 13.09.2010 tarihinde verilmiş olduğundan HUMK.nun 432/4.maddesi ve 01.06.1990 gün 1989/3, 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davalı ...'ün temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davalı ...'ün fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı ... vekili ve davacı ..., dava dilekçesinde, davacıların paydaşı olduğu 180 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ...'nın payını davalılara 12.01.2010 tarihinde sattığını, önalım hakkını kullanmak istediklerini ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tescilini istemişlerdir. Davalılar, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini, kendilerinin de taksim edilen kısmı satın aldıklarını,gerçekte 30.000,00 TL'ye satın aldıkları halde tapuda satış bedelinin düşük gösterildiğini, yapılan keşif sonucu dinlenecek tanık anlatımlarına göre bu durumun kanıtlanacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince;dava konusu edilen 180 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ... tarafından sahip olduğu pay 12.01.2010 tarihinde toplam 3.500,00 TL bedelle davalılara eşit payla satılmıştır.
Taşınmazın çok sayıda paydaşı olmasına karşın fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir.Ortada hukuken geçerli olmasa bile bir eylemli bölüşme söz konusu olduğunda zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz.Bu durumda mahkemece, gerektiğinde yerinde uygulamalı keşif yapılarak uzman bilirkişiden raporu alınması,
tanıklardan taşınmazın kullanımına yönelik hususlara ilişkin ayrıntılı bilgi ve görgülerinin sorulması, tapu kaydındaki tedavüller ve taşınmazın fiili kullanım biçiminin de değerlendirilmesi suretiyle davalıların fiili taksim savunması üzerinde durularak oluşan sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11909, K. 2011/1872, 23 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama