KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11988 E., 2010/14039 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
655 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... geldi.Davacı vekili gelmedi. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına ilişkin payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 5 No’lu parselin paydaşı olduğunu , davalının ise aynı taşınmazda 27.2.2009 tarihinde pay satın aldığını haricen öğrendiği, önalım hakkını kullanmak istediğini, ancak davalının önalım hakkının kullanılmasını engellemek için pay değerini tapuda yüksek gösterdiğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazın fiilen taksim edildiğini, gerçekte ...’nın yıllar önce sınırları belirli şekilde kullanılan ev, ahır ve bahçeden ibaret müstakil arazi parçasının satın alındığını, davacı ve diğer paydaşların da bu kullanım biçimine bugüne kadar müdahalelerinin olmadığını, bu durumda açılan önalım davasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, tapuda da gerçek satış bedelinin gösterildiğini, bedelde bir muvazaa yapılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. .
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 / 1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince ; dava konusu edilen 5 No’lu parseldeki 404 / 1579 pay taşınmazın paydaşlarından ... Madencilik Ltd. Şti tarafından 27.2.2009 tarihinde 530.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davacı da yasal hak düşürücü süre içinde 27.5.2009 tarihinde açtığı dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir.
Bu davaya karşı davalının taşınmazın fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması doğrultusunda dinlenen tanıkları taşınmazın davacı ve satıcı paydaşın bayii ...’nın kullandıklarını, bu güne kadar bir sınır uyuşmazlığının yaşanmadığını, taşınmazın güney-batı kısmındaki evin yarısının davacıya, yarısının ...’ya ait olduğunu, herkesin kendi evinin karşısına düşen kısmı da kullandığını, başka paydaşların tasarruf ettiği bir yerin olmadığını, taşınmazda ...’dan önceki malik ... zamanında davacı ile ...’in kullandığı kısım arasında taş duvar bulunduğunu beyan etmişlerdir.
Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 16.2.2010 tarihli fen bilirkişisi raporunda da taşınmaz üzerinde krokide ( A ) ile gösterilen ve önceden ...’nın kullanımında olan boş bir bina, ( C ) ile gösterilen yine ...’ya ait boş bir ahır, ( D ) ile gösterilen davacının tasarrufundaki ahır, ( E ) ile gösterilen davacının kullandığı garaj, ( F ) ile gösterilen davacının ikamet ettiği mesken bulunduğu belirtilmiştir.
Temyiz dilekçesine ekli tapu kayıtlarına göre de taşınmazda 4.5.1990 tarihinde yapılan imar uygulamasından önce parseli oluşturan taşınmazlardan 1623 ve 1624 No’lu parseller 14.1.1983 tarihinde ... tarafından ...’ya satılmış, ... da taşınmazdaki paylarını 29.12.2008 tarihinde satıcı paydaş ... Madencilik Ltd Şti’ye satmıştır.
Tanık beyanları, tapu kaydındaki tedavüller ve taşınmazın fiili kullanım biçimi davalının fiili taksim savunmasını doğrular niteliktedir.Taşınmazın çok sayıda paydaşı olmasına karşın fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir.
Ortada hukuken geçerli olmasa bile bir eylemli bölüşme söz konusu olduğundan zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11988, K. 2010/14039, 21 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama