KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12043 E., 2011/4232 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının paydaşı olduğu 132 ada 9 parsel sayılı taşınmazda davalının pay satın aldığını, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte trampa olduğunu, şufalı pay ile 188 ada 4 parseldeki kendisi ve kardeşine ait payın trampa edildiğini ve şufa hakkının kullanılamayacağını savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 25.05.2009 tarihinde davalıya intikal eden pay sebebiyle davacının şufa hakkını kullanıp kullanamayacağına ilişkindir. Belirtilen tarihte intikalin tapu paydaşı ........,'in satışı suretiyle olduğu tapu kaydı ve dayanağı akit tablosu içeriği ile sabittir. Her ne kadar davalı bu intikalin gerçekte satış olmayıp, trampa olduğunu ileri sürmüşse de, kendisi o resmi akdin tarafı olduğundan akdin mahiyeti hakkında muvazaa iddiasında bulunamaz.
İntikalin satış suretiyle olduğuna, satıcı ile davalı arasındaki diğer ilişkilerin davacının şufa hakkına etkisi olmadığına ve yine davalı ile satıcının akrabalık durumunun kararda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında bulunmadığına göre önalım hakkının kullanılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Mahkemece satış bedeli ve davalının bu satış için ödediği tapu harç ve masrafları saptanarak depo ettirilmesi için davacıya uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12043, K. 2011/4232, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama