KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12044 E., 2011/3291 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu ... Merkez ... Köyünde kayıtlı olan 132 ada 9 parsel sayılı 21886 m2 yüzölçümlü taşınmazdaki 4597/98048 payın davalıya satıldığını belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise, şeklen satış gibi görünmekle birlikte gerçekte trampa yapılmış olup, dava dışı 188 ada 4 parseldeki hisse ile dava konusu hisseyi değiştirdiklerini, kaldı ki, taşınmazın kadimden beri rızai taksimle tasarruf edilmekte olduğunu, davacının da bu durumu bildiğini, davacının iyi niyetten uzak olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece görünüşte satış yolu ile yapılan işlemin gerçekte takas olduğu, tarafların yakın akrabalığı nedeniyle davacının taraflar arasındaki temlikin yapılış gayesini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince: önalıma konu payın bulunduğu taşınmazda davalının 25.05.2009 tarihinde 400,00 TL bedelle pay satın aldığı anlaşılmaktadır.
Davalı savunmasında görünüşte satış olmasına rağmen esasen dava dışı 188 ada 4 parseldeki kendisine ait pay ile dava konusu payın takas edildiğini, bu nedenle önalım hakkının kullanılamayacağını beyan etmiş ve mahkemece de bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, esasen tapudaki işlemin tarafı olan davalının işlemde muvazaa yapıldığı, gerçekte takas olduğu iddiasında bulunamayacağına göre bu sebeple davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, davalı savunmasında aynı zamanda dava konusu taşınmazın kadimden beri rızai taksimle tasarruf edilmekte olduğunu beyan etmiş olduğuna göre, davalının fiili taksim savunması üzerinde durulmadan ve bu konuda taraf delilleri toplanmadan hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12044, K. 2011/3291, 17 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama