KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12508 E., 2010/14380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile mah.sıfatı ile
Karar Metni
676 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde taraflardan gelen olmadı.İncelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilip dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, çeyiz ve ziynet eşyalarının bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne 26.964.19 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalılar vekilinin hüküm altına alınan ziynetlerin bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ...’nun bir yıllık evli iken doğan şiddetli geçimsizlik nedeniyle aralarında boşanma davası açıldığını, halen ayrı yaşadıklarını, davacının ortak konuttan ayrılırken evlilik sırasında kendisine 16.7.2008 tarihli mehir senedi ile bağışlanan tüm eşya, ziynet ve altınlarının davalıların nezdinde kaldığını, bu eşyalara ilişkin mahkeme aracılığı ile tespit yaptırıldığını, tespit sırasında bir kısım eşyaların iade edilmesine karşın diğerlerinin alınamadığını, diğer davalı ...’nun da kayınpeder sıfatı ile mehir senedini müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığını,
her ne kadar davalı tarafça ihtarname gönderilerek eşyaları aynen iadeye hazır olduklarını bildirilmişse de davacının mehir senedinden doğan alacağı para olarak istediğini belirterek, 27.000 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, tarafların evlenmesinden sonra davalı kayınpederden ayrı bir konuta yerleştiklerini, söz konusu eşyaların düğünle birlikte davacıya teslim edildiğini, kayınpederin bununla kefilliğinin ve sorumluluğunun sona erdiğini, kaldı ki kefaletinin de Borçlar Hukuku’na ve kefalet hukukuna aykırı olduğunu, diğer yandan sorumluluğunun ikincil olup asıl borçludan alınamaması halinde müvekkiline yönelinmesi gerektiğini, bunun dışında davacının evden ayrılırken ziynet eşyalarını beraberinde götürdüğünü, diğer eşyaları ise aynen teslime hazır olduklarını, mehir senedindeki hükümlere göre davacının eşyaların bedelini isteyemeyeceğini,
ancak aynen iadesini talep edebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı ile davalı ... 10.7.2008 tarihinde evlenmişler, bu evlenme dolayısıyla dava konusu bir kısım ziynet ve eşyaları davalılar tarafından 16.7.2008 tarihli mehir senedi ile davacıya verilmiştir.
Davacı boşanma davası sürecinde evden ayrılığında mehir senedine konu eşyaların davalı yanda kaldığını ileri sürmüş ise de gerek tanık olarak dinlenen annesi,gerek davalı tanıkları davacının ortak konuttan anne ve babası ile ayrıldığını, yanında da bir çantanın bulunduğunu ifade etmişlerdir.
Davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir.
Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “her türlü yasal delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12508, K. 2010/14380, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama