KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12699 E., 2011/4041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2011
- Mahkemesi
- Mersin 1.İcra Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine borçlulardan ... tarafından itiraz edilmemesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak her iki borçlu hakkında tahliye isteminde bulunmuştur.Mahkemece davalılardan ... hakkındaki davanın reddine,davalı ...’in kiralanandan tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından davalı ... hakkındaki karara hasren temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,davacı ile davalılar ve dava dışı ... arasında düzenlenen 24.10.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi gereğince ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını borçlu kiracılardan ...’ün ödeme merine itirazı nedeniyle o kiracı hakkında itirazın kaldırılması ve tahliye istemiyle dava açıldığını,davalı kiracılar ... ve ...’in ödeme emrine itiraz etmediklerini belirterek alacağın tahsiline ve tahliye isteminin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Mahkemece,davalı kiracılardan ...’a icra dosyasında ödeme emri tebliğ edilmediği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine,diğer davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.
Kural olarak kira sözleşmesinde birden fazla kiracı varsa,tüm kiracılar hakkında takip yapılması,ödeme emri tebliğ edilmesi,ihtar gönderilmesi ve tüm kiracılar hakkında tahliye davası açılması gerekmektedir.Ancak,
kiracılar arasında sözleşmeden yada yasadan doğan teselsül durumu varsa yalnız birisi hakkında dava açılabilir.Kira sözleşmelerinde kiracıların müteselsil sorumluluğu kabul edilmiş ise Borçlar Kanunu’nun 142.maddesi gereğince kiracılardan birine istekte bulunulması ve bu sebeple kiracılardan yalnız biri aleyhine dava açılması mümkündür.Bu durumda kiracılar arasında akdi teselsül vardır.Yine,ticari işletme kiralarında kiracılar arasında yasadan doğan(kanuni) teselsül vardır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 7.maddesi buna amirdir. Taraflar arasındaki 24.10.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşme ile davacıya ait 29 nolu dükkan yazıhane olarak kullanılmak üzere davalılar ile dava dışı ... isimli şahsa kiralanmıştır.
Kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 7.maddesinde; “kiracılar belediyeye karşı olan tüm sorumluluklarında ve taahhütlerinde (kira bedeli,ÇTV,para cezası,ilan ve reklam vergisi vs.) müştereken ve müteselsilen sorumlu” olacağı düzenlenmiştir.
Ayrıca,kira sözleşmesinin eki niteliğindeki özel şartnamenin 8.maddesinde; “kiralanan yer birden fazla kiracıya birlikte kiralanmış ise müşterek kiracılardan herhangi birine çekilen ihbarname veya herhangi birinin aleyhine açılan tespit,tahliye ve birikmiş kira bedellerinin tahsili davası,icra takibatı diğer kiracılar hakkında da geçerli” olacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler geçerlidir ve tarafları bağlar.
Kira sözleşmesinin 7.maddesi gereğince her üç kiracının müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunun ve özel şartnamenin 8.maddesi gereğince kiracılardan birisine usulüne uygun ödeme emri tebliğinin yeterli olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacı kiralayanın kiracılardan hakkında usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilen ... hakkında tahliye davası açmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece, kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken davalılardan ...’in tahliyesine karar verilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi için kararın bozulup yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden kararın hüküm fıkrasının 1.bendinden "kısmen" sözcüğünün ve “davalı kiracı ...’in tahliyesine” ibaresinin çıkarılarak yerine “kiralananın tahliyesine” ibaresinin eklenmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12699, K. 2011/4041, 31 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama