KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12998 E., 2011/1249 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av..... ile davacılar vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliler mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Temyiz eden davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu 14 parsel No’lu taşınmazda diğer paydaş ...’ın taşınmazdaki 1 / 2 payını 26.02.2009 tarihinde 150.000 TL bedelle davalıya sattığını, yapılan pay satışının davacılara haber verilmediğini, müvekkillerinin önalım haklarını kullanmak istediklerini belirerek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, satıştan önce payın satılacağının satıcı paydaş ... tarafından davacılara haber verildiğinden davanın süresinde açılmadığını, dava konusu edilen payın da tapuda gösterildiği gibi 150.000 TL bedelle değil 190.000 TL’ye alındığını, bu yanlışlığın fark edilmesi üzerine aradaki fark üzerinden Vergi Dairesi’ne vergisinin yatırıldığını, diğer yandan söz konusu taşınmazın davacıların miras bırakanı... ile satıcı paydaş arasında rızaen taksim edildiğini, buna göre taşınmaz üzerinde bulunan binanın 1 No’lu dairesinin kira parasını davacılar ve ...’ın ortaklaşa aldıklarını, 2 No’lu daireyi ...’ın kiraya verdiğini,
3 No’lu dairede ise davacıların yıllardır oturduklarını, fiili taksim durumunun taşınmaz hakkında açılan paydaşlığın giderilmesi davasında da dile getirildiğini belirterek, kötü niyetle açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacıların paydaşı olduğu 14 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 1/ 2 pay taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 26.02.2009 tarihinde 150.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Taşınmaz tapuda 229 m2 üç katlı kargir ev vasfıyla kayıtlıdır.
Davacılar tarafından açılan işbu önalım davasına karşı davalı taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını savunmuş, yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 01.02.2010 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmaz üzerinde üç katlı kargir ev yer aldığı, zemin + 2 normal kattan oluştuğu, taşınmazda henüz kat irtifakının kurulmadığı, zemin ve birinci katın boş olarak bekletildiği, ikinci katın ise onarım görerek konut olarak kullanıldığı belirtilmiştir.
Yine davalı tarafından sunulan kira sözleşmelerinden 1 No’lu dairenin davacıların miras bırakanı... ve satıcı paydaş ... tarafından, 2 No’lu dairenin sadece ... tarafından süreç içinde kiraya verildiği anlaşılmıştır. Davalının bu konudaki savunması çerçevesinde dinlettiği tanıkları da binanın üst katında .....’in, orta katında ...’ın oturduğunu, alt katın da kiraya verildiğini, üst katta halen davacı ...’in ikamet ettiğini doğrulamışlardır.
Diğer yandan taşınmaz hakkında açılan paydaşlığın giderilmesi davasında Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2003 / 1037 esas sayılı dosyasına 07.05.2003 tarihinde cevap dilekçesi sunan davacıların miras bırakanı.... üç katlı evin fiilen taksim edildiğini, 2 No’lu daireyi ...’ın, 3 No’lu daireyi kendisinin kullandığını, 1 No’lu dairenin de müştereken kiraya verildiğini beyan etmiştir.
Toplanan tüm bu delillerden dava konusu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz üzerinde henüz kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulmamış binada yer alan dairelerin paydaşları arasında fiilen taksim edildiği, davalının aslında tapuda arsa payı karşılığında binada satıcı paydaşa isabet eden daireyi satın aldığı, davacıların taşınmazda kendilerinin ve öncesinde miras bırakanlarının tasarrufunda bulunan başka yerleri olduğu görülmektedir.
Bu durumda taşınmaz eylemli olarak bölüşülmek suretiyle kullanıldığına göre davacıların önalım haklarını kullanmaları yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12998, K. 2011/1249, 8 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama