KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13254 E., 2011/2129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satılarak ortaklığının giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, taşınmazın cins ve niteliğine, pay ve paydaş sayısına, İmar Yasası ve Mevzuatına, bilirkişi raporuna nazaran bölünerek paydaşlığının giderilmesinin mümkün olmadığına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; Dava konusu taşınmazın üzerinde bir adet binanın davalı ...'a ait olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Nitekim mahkemece yapılan keşif neticesi alınan bilirkişi raporunda da bina ve zemin değerleri ayrı ayrı hesaplandığı halde oranlama yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle
yukarda açıklanan esaslar çerçevesinde oran kurulması için gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınması ve satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa geri kalan bedelin ise payları oranında paydaşlara dağıtılması gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde satış bedelinin dağıtılması doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13254, K. 2011/2129, 28 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama