KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13322 E., 2011/4211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 679- 762- 2978- 3314- 3924- 3973 ve 4976 parsel No’lu taşınmazların ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile 3973 ve 4976 No’lu parseller yönünden davalı ... yararına oran da kurularak taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına ve dava konusu edilen taşınmazların yüzölçümü, cinsi, paydaş sayısı, pay oranları ve imar durumu itibariyle aynen bölünmelerine olanak bulunmamasına nazaran satışları suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesinde bir usulsüzlük olmamasına göre temyiz eden davalı ... vekilinin 679- 762- 2978- 3314-3924 ve 4976 No’lu parsellere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı ... vekilinin 3973 No’lu parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir..
Olayımıza gelince ;dava konusu edilen ve satışına karar verilen 3973 No’lu parsel üzerinde bulunan iki katlı depo ve mesken ile tamamlanmamış vaziyetteki inşaat ve 4976 No’lu parsel üzerinde yer alan iş yeri, depo ve meskenin davalı ...’e ait olduğu konusunda yargılama sırasında ittifak sağlanmakla birlikte yerinde yapılan keşif sonrasında inşaat bilirkişisi tarafından düzenlenen 13.4.2010 tarihli raporda dava konusu edilen 3973 No’lu parselde davalı ...’e aidiyeti konusunda ittifak edilen bütünleyici parçaların dışında 73 m2 alanlı tek katlı ahır ve bir oda,
124 m2 alanlı tek katlı kerpiç ev ve 45 m2 alanlı tek katlı ahırın bulunduğu belirtilmiş ve bu yapıların da değerleri hesaplanarak davalı ... yararına kurulan oranlamaya dahil edilmiştir.
Anılan bütünleyici parçaların aidiyeti konusunda taraflar arasında herhangi bir ittifak, tapuda şerh ve mülkiyetin aidiyetine ilişkin bir yargı kararı bulunmadığından belirtilen yapılar dışında kalan bütünleyici parçalar yönünden oranlama yapılması gerekirken diğer bütünleyici parçaların da davalı ...’e ait olduğundan hareketle oranlamaya katılması ve adı geçenin satış bedelinden daha fazla pay alacak şekilde satış bedelinin paylaştırılmasına karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13322, K. 2011/4211, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama