KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13422 E., 2011/5138 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 278 adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalılar ile paylı mülkiyete göre malik oldukları 48 adet taşınmazda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir. Yargılama sırasında, imar uygulaması sonucu, 48 adet taşınmazdan 278 adet parsel meydana gelmiştir. Mahkemece, “imar uygulaması sonucu yeni parsellerin oluştuğu, 278 adet taşınmazın meydana geldiği ve bunlardan bir kısmından yargılama aşamasında davacı vekili tarafından vazgeçildiği, devam eden taşınmazların bir kısmında davacının hissedar olmadığı, bir kısmında Kartal Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş kararın bulunduğu ve davacı vekiline tapu kayıt maliklerinden...’a ait veraset davası açması için yetki ve izin konusunda kesin süre verilmesine rağmen, kesin süreye uyulmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK’nun 388.maddesinde, kararların hangi hususları kapsayacağı ayrıntılı olarak yazılmıştır. Buna göre, kararda iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler açıkça gösterilmelidir. Ayrıca kararlar gerekçeli olmalıdır. Hükmün gerekçesiz olması mutlak temyiz (bozma) sebebidir. Hükümde, davanın kabul edilen ve reddedilen kısımları, red ve kabul gerekçeleri ayrıntılı, açık, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, çok sayıdaki parselden hangi parseller yönünden davacının vazgeçmesi nedeniyle, hangi parseller yönünden kesin hüküm ve hangi parseller yönünden davacının payının bulunmaması nedeniyle husumetten reddine karar verildiği açıklanmamıştır. Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere gerekçeli, açık, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde gerekçesiz, muallak ve denetime elverişsiz şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13422, K. 2011/5138, 21 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama