KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13494 E., 2011/4213 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 2 parsel No’lu taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece oran da kurularak taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu 2 No’lu parsele birlikte malik olduklarını, taşınmazın taraflar arasında haricen paylaşımının mümkün olmadığını, taşınmazın aynen bölünmesinin de mümkün olmadığını belirterek, taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ..., dava konusu taşınmaz üzerinde dört katlı, dört dairesi, iki dükkanı olan bina bulunduğunu, taşınmazın satışı yoluyla paydalığın giderilmesini istemediklerini beyan etmiştir. Davalı .........., (...... ) vekili, bilirkişi raporunda arsa ve üzerindeki binaya takdir edilen değer dışında bir itirazlarının olmadığını belirtmiştir. Diğer davalılar yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış ve bir savunmada bulunmamışlardır.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 2 No’lu parsel 157 m2 alanlı ve arsa niteliklidir.Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde dosyaya celp edilen onaysız mimari projeye göre altı adet bağımsız bölümden oluşan bodrum + zemin + üç normal katlı bina bulunduğu, zemin katta yer alan dükkanların iş yeri, normal katlardaki dairelerin konut olarak kullanıldığı belirtilerek dükkan ve konutların keşif sırasında tespit edilen fiili kullanım durumuna göre satış parasının paylaştırılması konusunda tevzi cetveli hazırlamışlardır.
Mahkemece de bilirkişi raporu çerçevesinde oran kurularak satış bedelinin dağıtımına karar verilmiş ise de, dükkanlar ve konutlar konusunda tapuda şerh ve taraflar arasında ittifak bulunmamaktadır. Bu hususta taraflar mülkiyetin tespiti konusunda dava açmak için süre isteminde de bulunmamıştır. Mahkemenin sadece bilirkişi beyanına dayanarak oran kurması doğru değildir.
Bu durumda mahkemece satış bedelinin tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki paylar oranında dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde oran kurularak dağıtımına ilişkin hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 138. maddesinin sonuna eklenen fıkra gereğince yayımlanan Harçlar Yasası’nın Genel Tebliği 1 sayılı tarifesi uyarınca satışına karar verilen taşınmazların satış bedeli üzerinden hüküm tarihine göre % 0 9,9 nispi harç alınması gerekirken % 09 harç alınmasına karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. .
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13494, K. 2011/4213, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama