KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/14121 E., 2011/4231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilin paydaşı olduğu 6, 8 ve 10 parsel nolu taşınmazlardan davalının pay satın aldığını, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı taşınmazların fiilen taksim edildiğini, önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davaya konu edilen 6 , 8 ve 10 nolu parseller tarla vasfı ile tapuda kayıtlı olup, 7.7.2008 tarihinde 8 ve 10 nolu parsellerdeki 15/63360'şar pay ...çocukları tarafından, 29.7.2008 tarihinde ise 6 nolu parseldeki 160/7680 payın ... ve arkadaşları tarafından davalıya satılmıştır. Davalı, taşınmazın yıllar önce paydaşlar arasında fiilen taksim edildiğini savunmuştur. Davalı taraf bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı fiili taksim savunmasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Mahkemece mahallinde keşif yapılmış ve keşifte dinlenen davalı tanıkları özetle; çok önceden dedeleri zamanında bütün taşınmazların rızai taksim edildiğini,
bazı kişilerin davaya konu parsellerden bazılarının da dava dışı parsellerden taksim gereği pay aldıklarını, 6 nolu parseli tapu kayıt maliklerinden herkesin kullanmadığını, bu parselde davacının kullandığı bir yer bulunmadığı, 10 nolu parselde ise davacının kullandığı yer olduğu halde davalı ve satıcılar tarafından kullanılan bir yer olmadığını, 8 nolu parsel hakkında ise bir bilgilerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir.
Dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazların paydaşlar arasında fiilen taksim edilip, bu taksime uygun kullanıldığının ve bu paylaşımda satıcı paydaşlara düşen kısmın davalıya satıldığının kanıtlanamaması karşısında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/14121, K. 2011/4231, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama