KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/1553 E., 2010/8313 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28.07.2009
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescili istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin paydaş olduğu 3211 parsel no'lu taşınmazda davalının pay satın aldığını, önalım hakkı nedeniyle davalı payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, her ne kadar yapılan işlem tapuda satış şeklinde görünmekte ise de gerçekte hibe olduğunu, taşınmazın fiilen taksim edildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Önalım davasında dava konusu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafların toplamından ibaret olan önalım bedelinin 20.06.1951 gün ve 13/5 sayılı İ.B.K gereğince hükümden önce mahkemece belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya önel verilmesi gerekir. Davacıya verilen bu önelin kesin olduğuna da mahkemece karar verilebilir. Kesin önel içerisinde öngörülen işlem yerine getirilmez ise HMUK.nun 163.maddesi hükmü gereğince buna ilişkin hak yitirilmiş olur. Ancak anılan bu madde hükmünün uygulanabilmesi için davacının davayı sürüncemede bırakacak davranışta bulunması gerekir.
Olayımıza gelince; Davacı vekili dava dilekçesinde önalım hakkı nedeniyle davalı payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, mahkemece “davanın kabulüne, önalım bedelinin kararın tebliğinden itibaren bir aylık süre içerisinde depo edilmesine” şeklinde karar verilmiş, payın iptali ve tesciline ilişkin olarak hüküm kurulmamıştır. HUMK.nun 388/son fıkrası uyarınca istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HUMK.nun 388.maddesine aykırı olarak infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi önalım bedeli depo edilmeden karar verilmesi de doğru değildir.
Kabule göre de, önalım bedeli üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden fazla harca hükmedilmesi de doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/1553, K. 2010/8313, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama