KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4344 E., 2010/8650 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13.1.2010
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, beş adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile taşınmazın satılarak paydaşlığının giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ..., ... ve ... vekili ile D.S.İ vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalılar ..., ... ve ... vekilinin 583 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar ..., ... ve ... vekili ile D.S.İ vekilinin 234, 237, 238,332 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır.
Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince;dava konusu edilen 234, 237 ve 238 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesinde D.S.İ lehine 2942 SayılıYasa'nın 31-b maddesi gereğince şerh konulmuş olup D.S.İ Genel Müdürlüğü'nün 17.06.2009 tarihli yazıları ile anılan taşınmazların kamulaştırıldığı belirtilmiştir.Bu durumda mahkemece, kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durularak kesinleşmesi halinde ifrazı için süre verilerek ifraz ettirildikten sonra kalan kısmın satışına karar verilmesi gerekirken,
eksik inceleme ile yazılı şekilde kamulaştırma şerhi ile yükümlü olarak satışına karar verilmesi doğru görülmediği gibi üzerinde muhdesat bulunan 234,238 ve 332 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda oran kurulmuş ise de satış bedelinin hangi paydaşa ne miktarda bölüştürüleceği açıkça belirtilmemiş olup infazda tereddüt yaratacağından hümün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4344, K. 2010/8650, 7 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama