KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4412 E., 2010/10604 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Aile Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi,olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, tarafların 2003 yılında evlendiklerini, 22.09.2006 tarihinde boşandıklarını, evlilikten bir süre sonra davalının iş kuracak olması nedeni ile davacının altın ve ziynet eşyalarını ödünç olarak aldığını, taarfların ayrıldıklarında davalının davacıya düğünde takılan takılarını geri vermediğini belirterek söz konusu ziynetlerin aynen iadesini, mümkün olmadığı takdirde 8.790- TL olan bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, evlilikte takılan altın ve ziynet eşyalarının davacının babasına ait banka kasasında saklandığını, 2006 yılında anlaşmalı olarak boşandıklarını, anlaşmalı boşanma protokolünde ziynet işyesi istemi bulunmadığını, tarafların babalarının aralarında yaptıkları protokolde ise ziynet eşyası, nafaka ve tazminat istenmeyeceğinin kararlaştırıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların babaları arasında yapılan protokol ile altın, inci, ziynet eşyası gibi konularda bulunulmayacağının kararlaştırıldığını tarafların anlaşmalı olarak boşandığını, davacının rızası ile altınların işyeri açılması için verildiğini, boşanmanın sağlanması için altınlardan feragat edildiğini, kötü niyetle dava açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Düğün sırasında kadına takılan ziynetler kendisine bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malıdır. Davacı, tarafların anlaşmalı boşanmalarından sonra, davalı yanda kalan ve kendisine iade edilmeyen dava konusu ziynet eşyalarının aynen iadesini, mümkün olmadığı takdirde bedelini talep etmektedir. Yargılama sırasında dinlenen gerek davacı, gerek davalı tanıkları dava konusu ziynet eşyalarının davacı tarafından davalıya iş kurması için verildiğini beyan etmişlerdir.
Her ne kadar bu ziynetler davacının rızası ile verilmiş ise de davalı iade edilmemek üzere söz konusu ziynet eşyasının kendisine verildiğini kanıtlamadıkça iade ve tazmin ile yükümlüdür. Dava dışı üçüncü kişi konumunda bulunan tarafların babalarının aralarında yaptıkları anlaşma protokolünün tarafları bağlaması mümkün olmayacağından taraflar arasında bir geçerliliği yoktur.
Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen davalının annesi, oğlunun dükkan açarken bir miktar altın bozdurup sonra yerine koyduğunu, kuyumcu tanık ise davalı ile babasının kendi kuyumcu dükkanında bir miktar altın bozdurduğunu bildirmiştir. Ziynet eşyalarının davacı tarafından davalıya işyeri açılması ve iade edilmek koşulu ile verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere verildiğini davalının kanıtlaması gerekir.
Davalı taraf ziynetleri iade edilmemek üzere aldığını kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece kanıt yükünün davalı tarafta olduğu gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4412, K. 2010/10604, 11 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama