KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4435 E., 2010/8861 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20.01.2010
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılar ile müşterek murislerinden intikal eden 194 ada 7 parselde ortaklığın aynen taksim mümkün olmaz ise satış suretiyle giderilmesini istemiştir. Mahkemece, paydaşların taşınmazı kendi aralarında paylaştıkları ve ortaklığın devamı konusunda sözleşme yaptıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 676.maddesinde;…mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesinin mirasçıları bağlayacağı, paylaşma sözleşmesi ile mirasçıların tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilecekleri, paylaşma sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğu düzenlenmiştir.
Paydaşlar miras taksim sözleşmesi yapmış iseler bu sözleşme ile elbirliği haline son vermiş olduklarından artık ortaklığın giderilmesi davası açamazlar. Dosyada mevcut tapu kaydına göre, davaya konu edilen 194 ada 7 parselin tarafların müşterek miras bırakanı Süleyman Şimşek adına kayıtlı iken intikal yapılarak taraflar adlarına paylı mülkiyete dönüştüğü görülmüştür.
Ayrıca davalı tarafça ibraz edilen 14.05.2007 tarihli miras taksim sözleşmesi başlıklı sözleşme ile dava konusu taşınmaz taksim edilmiş ise de,bu sözleşme altında davacı ... ile davalılardan ...’in imzası bulunduğu,tapuda paydaş olan diğer davalı ...’nın imzasının bulunmadığı görülmüştür. Miras taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için tüm paydaşlar (tüm mirasçılar) tarafından imzalanmış olması gerekir.
Bu nedenle bu sözleşme geçerli bir miras taksim sözleşmesi olarak kabul edilemez. Ayrıca davalılardan ... tarafından noterden düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile kendi payını devretmeyi taahhüt etmiş ise de, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi şahsi hak doğuran, ayni hak doğurmayan ve mülkiyeti geçirmeyen bir sözleşmedir.
Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde taşınmazın paydaşlar arasında taksim edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4435, K. 2010/8861, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama