KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4596 E., 2010/13008 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının paydaşı olduğu 10266 ada 40 parsel sayılı taşınmazın diğer paydaşlarından ...'nin 1/60 payını davalı ...'a 1.000-TL bedelle 08.01.2009 tarihinde sattığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davalının dava konusu edilen 1/60 payı 10266 ada 40 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olan ...'den satın aldığını, bu payın 8 numaralı daireye isabet ettiğini, aralararında davacının da bulunduğu paydaşlar tarafından Kat Karşılığı İnşaat ve Gayrımenkul Satış Vaadi sözleşmeleri yapıldığını, arsa üzerine inşaat yapılarak paydaşlarca rızaen taksimin amaçlandığını, dört-beş yıldır yapılan dairelerin satın alan kişiler tarafından kullanıldığını, bu şekilde dairelerin bölüşüldüğünü, taşınmazın fiilen taksim edildiğini,bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını,
gerçekte dairenin 46.000.-TL'ye alındığını belirterek davanın reddine, aksi halde, rayiç değeri üzerinden önalım hakkı tanınmasına karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 10266 ada 40 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 1/60 pay 08.01.2009 tarihinde 1.000.- TL bedel ile davalı ...'a satılmıştır. Davalı vekilinin savunmaları taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edildiğine ilişkindir. Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir.
Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu fiili taksim olgusu hiç tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4596, K. 2010/13008, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama