KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4725 E., 2010/8496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17.12.2009
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava iki adet taşınmazın ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece dava konusu 4 parselle ilgili davada aynen taksim suretiyle, dava konusu 60 parsel nolu taşınmazın satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesi ile dava konusu 4 no'lu parselin aynen taksimi veya mümkün olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığının giderilmesini istemiş, davalılar ... ve ... ise taşınmazın paydaşlar arasında rızaen taksim edildiğini ileri sürerek taksim doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının 60 numaralı parsele ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu 4 parsel nolu taşınmaz ..., ... ve ... arasında paylı mülkiyet hükümlerine tabi olarak tapuya kayıtlı iken davacı ...'in mahkemece yapılan keşifte, taşınmazı kendi aralarında taksim ettiklerini belirterek 25.05.2007 havale tarihli kroki sunduğu, davalı ...'in de sözlü taksim sözleşmesini kabul ettiği krokiye de genelde bir itirazı olmadığını fakat kullanma durumuna göre kendi hissesine 3750 m2 yer düşmesi gerektiğini belirtmişler, davalı ...'in de paydaşların kendi aralarında taşınmazı taksim ettiklerine ilişkin beyanda bulunduğu ve bu paylaşmaya ilişkin belgeler sunduğu görülmüştür.
Taşınmazın paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğu hallerde paydaşların kendi arasında rızai taksim sözleşmesi düzenlemeleri halinde bu sözleşmenin taraflarca düzenlenmiş sulh sözleşmesi olduğu kabul edilerek, taraflarca sunulan kroki ve belgelere ilişkin tarafların beyanları alınmalı, yukarıdaki esaslar dairesinde sözleşme ve ekindeki krokinin imar mevzuatına uygun olup olmadığının refakate alınacak fen bilirkişi aracılığı ile mahallinde yapılacak keşif sonucu saptanması,
uygunluğunun saptanması halinde mahkemece fen bilirkişiye düzenlettirilecek krokinin taşınmaz belediye sınırları içindeyse Belediye Encümenine, belediye sınırları dışında ise İl İdare Kurulu'na gönderilerek imar mevzuatı gereği aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığı sorularak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de ifraz projesinin taraflarca kabul edilmediği gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4725, K. 2010/8496, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama