KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4795 E., 2010/8502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29.9.2009
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 1 parsel No’lu taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu edilen taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı,taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Paydaşlığın giderilmesi davasını ortaklardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 1 parsel No’lu taşınmazın paydaşlarından ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına çıkarılan dava dilekçesinin tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebligat yapılmış ise de Tebligat Kanunu’nun 29 / 2 ve Tebligat Tüzüğü’nün 47 /2 maddesi hükmü gereği tebliğ olunacak evrak ve ilan suretinin bir ay süreyle mahkeme divanhanesinde askıya çıkarılması gerekirken, bu konuda askı tutanağı düzenlenmemesi nedeniyle adı geçen davalılara usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ edildiği kabul edilemez.
Bu durumda davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ya yöntemine uygun dava dilekçesinin tebliğ olunması, taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4795, K. 2010/8502, 6 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama