KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5484 E., 2010/10090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26.3.2010
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava yazılı taahhüt nedeni ile tahliye istemine ilişkin olup mahkemece istemin reddine karar verilmiş , hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur. Ancak yeni malik önceki malikin ve kiralayanın halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir.
Taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihi izleyen bir (1) ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin süre koruyucu niteliği yoktur. Ancak yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir.
Olayımıza gelince; davacı vekili davalının 2004 yılından beri kiracı olduğunu, 15.1.2010 tarihinde tahliye edeceğine dair yazılı taahhüt verdiğini,aleyhine takip yaptıklarını ancak imza inkarında bulunduğunu bildirerek tahliyesini talep etmiştir. Davalı davayı kabul etmediğini, tahhütnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere yazılı taahhüt nedeniyle tahliye davasının taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde açılması yada bu süre içinde icra takibi yapılması gerekir. Davacı tahhütnamedeki tahliye tarihi olan15.1. 2010 tarihinden itibaren bir ay içerisinde 3.2.2010 tarihinde icra takibi yapmış ve itiraz üzerine 23.2.2010 tarihinde bu davayı açmıştır. Bu durumda dava süresindedir. Mahkemece davalının imza itirazı üzerinde durularak işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5484, K. 2010/10090, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama