KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5651 E., 2010/10423 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. bütünleyici parça var ise bunlar Medeni Kanunun 684. maddesi gereğince arzın bütünleyici parçası sayılırlar. Paylaşmanın satış yoluyla yapılması halinde, bütünleyici parçanın arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyeti konusunda tapuda şerh varsa veya bütün paydaşlar bu konuda ittifak ediyorlarsa ve bütünleyici parça arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, o artışın tespiti için arzın ve bütünleyici parçanın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değerleri saptanır. Belirlenen bu değerler toplanarak, taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının bütünleyici parçaya isabet ettiği hesaplanır.
Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak satış bedelinin bütünleyici parçaya isabet eden kısmının bütünleyici parça sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Somut olayda ; taşınmaz üzerinde davacı tarafından yaptırıldığı uyuşmazlık konusu olmayan iki katlı bina hakkında ... Belediye Encümeni’nin binanın kaçak olduğuna ve yıkılması gerektiğine ilişkin 12.05.2009 tarihli kararı bulunmaktadır. Ancak anılan taşınmazın yıkıldığına ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafından kaçak ve ruhsatsız yapılan binanın ana taşınmaz üzerinde ne şekilde bir değer artışı meydana getirdiği tartışılarak oluşan sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde muhdesat olarak kabul edilmemesine karar verilmesi doğru görülmediği gibi, 492 Sayılı Harçlar Yasası gereğince taşınmazların satış bedeli üzerinden %0 9,9 nisbi karar harcı alınması gerekeceği gözönünde tutulmaksızın % 09 harç alınması da doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5651, K. 2010/10423, 6 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama