KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5696 E., 2010/14129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin husumete ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur.
Önalım hakkının kullanılmasında dava hakkı paydaşa aittir. Paylı mülkiyet nedeniyle doğan önalım hakkı ancak paylı mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mevcuttur. Davacının paydaşlığının yargılama sırasında da korunması zorunlu olup dava açıldıktan sonra her hangi bir şekilde önalım hakkına konu edilen taşınmazındaki payını kaybetmesi durumunda dava hakkı ortadan kalkar.
Somut olayda; Dava konusu edilen 1769 parsel sayılı taşınmazda bulunan C Blok 1 numaralı bağımsız bölümde paydaş olan ... ¼ payını 15.07.1997 tarihinde davalı ...'na satmıştır. Davacılar yapılan bu satışa karşı 22.10.1997 tarihinde önalım haklarını kullanarak payın iptali ve adlarına tescilini istemişler ise de davacılardan .... ve ... 05.04.2000 tarihinde 1/4'er paylarını davalıya satarak dava konusu edilen taşınmazdaki paylarını kaybetmişlerdir. Bu durumda mahkemece, anılan davacılar yönünden aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekirken adı geçen davacılar yönünden de davanın kabulü sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5696, K. 2010/14129, 22 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama