KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5806 E., 2010/8810 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2.6.2009
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava bir adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış sureti ile ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 4112 Sayılı Kanunla değişik 29.maddesi “…Ancak doğumla Türk Vatandaşlığı kazanmış olup da sonradan Bakanlar Kurulundan çıkma izni almak suretiyle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişiler ve bunların kanuni mirasçıları, Türkiye Cumhuriyetinin milli güvenliği ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla ülkede ikamet, seyahat, çalışma, miras, taşınır ve taşınmaz mal iktisabı ile ferağı gibi konularda Türk Vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler, 33.ve 35 inci maddeler hükümleri saklıdır" hükmünü içermektedir
Davada konu edinilen ve satışına karar verilen 20 parsel sayılı taşınmazın maliki olan ... ...’in kızı ... ... 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20.maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 8.10.1999 gün ve 1999/13480 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkarılmasına izin verildiği ve 15.3.2001 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettiği dosya içerisindeki nüfus kaydından anlaşılmıştır
Bu durumda tapu malikinin kızı ... ...'in her ne kadar tapu maliki ... ...’in mirasçılık belgesinde görünmesede taşınır ve taşınmaz mal edinme hakkı ve bunun sonucu olarak da ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satış bedelinden pay alma hakkı bulunduğundan adı geçen kişinin davada yer alması gerekir. Bu durumda davalılara mevcut mirasçılık belgesinin iptali için süre verilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5806, K. 2010/8810, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama