KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5936 E., 2010/13968 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 1 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olup,davalının 71/4800 pay satın aldığını önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı, duruşma gün ve saatinin tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış, bir cevap da vermemiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; önalıma konu edilen payın bulunduğu 1 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından Ramazan Dilsizoğlu 08.04.2008 tarihinde 71/4800 payı 12.500,00 TL bedelle davalıya satmıştır.
Davalı vekili, temyiz aşamasında, imar uygulaması ile yeni parseller oluşturulduğunu,imar parselinde mülk sahiplerinin fiili kullandığı yere göre hisseler belirlendiğini, imar parselini oluşturan kadastro parsellerinin kayıtlarının istenmesi halinde fiili taksimin görüleceğini, herkesin yerinin belli olduğunu, belirterek fiili taksim savunmasında bulunmuştur. Fiili taksim savunmasının davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş davalının temyiz dilekçesinde belirttiği fiili taksim savunması üzerinde durulması ,buna ilişkin davalı delilleri varsa davacı delillerinin toplanması, gerektiğinde mahallinde uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak imar parselini oluşturan kadastro parsellerinin yerine uygulanması fiili taksimin olup olmadığı konusunda denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5936, K. 2010/13968, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama