KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5986 E., 2010/13969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin paydaş olduğu taşınmazda davalının 26.12.2006 tarihinde 1.500 TL bedelle pay satın aldığını, satışı 18.01.2007 tarihinde öğrendiğini, satım bedeli harç ve masrafları depo etmeye hazır olduğunu belirterek önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı vekili ise tapuda gösterilen bedelin gerçek bedel olmadığını, taraflar arasında fiili taksim olduğunu ve her kes kendi yerini kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Önalım hakkına konu payın bulunduğu taşınmazda davalının 26.12.2006 tarihinde 1.500 TL bedelle pay satın aldığı anlaşılmaktadır. Davalı fiili taksim savunmasında bulunmuştur. Mahkemece savunma doğrultusunda dinlenen taraf tanıkları satımdan uzun zaman önce taşınmazın paydaşları arasında taksim edilip eylemli bir şekilde kullanıldığına ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır. Bu durumda taraflar arasında eylemli taksim olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. O nedenle davacıya önalım bedeli ve harç ve masrafları toplamının depo ettirilmesi için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5986, K. 2010/13969, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama