KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6034 E., 2010/13760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 1 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olup,davalının 71/4800 pay satın aldığını önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı, duruşma gün ve saatinin tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış, bir cevap da vermemiştir. .
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince. 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan ve dava konusu edilen pay taşınmazın paydaşlarından Ramazan Dilsizoğlu tarafından 08.04.2008 tarihinde 12.500,00 TL bedelle davalıya satılmıştır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında bilirkişilerce düzenlenen 16.10.2008 ve 02.12.2008 tarihli raporlarda, taşınmaz üzerinde birkaç gecekondu tarzında yapılmış tek katlı evler bulunduğu belirlenmiştir.
Davalı vekili, temyiz aşamasında, imar uygulaması ile yeni parselller oluşturulduğunu, dava konusu edilen taşınmazın geldisi olan kadastro parselinin kayıtlarının istenmesi halinde fiili taksimin görüleceğini, herkesin yerinin belli olduğunu, müvekkilinin bina satın aldığını, mahkemece yapılan keşif sırasında da binaların tespit edildiğini belirterek fiili taksim savunmasında bulunmuştur. Fiili taksim savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Bu durumda mahkemece, davalının fiili taksim savunmasına ilişkin tüm delilleri toplanmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6034, K. 2010/13760, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama