KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6183 E., 2010/9216 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18.12.2009
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Av.... geldi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 35.000 TL eski hale getirme bedeli ve hor kullanma tazminatının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 13.861.06 TL tazminatın tahliye tarihi olan 15.8.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere,mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.11.2005 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı tarafından filtre fabrikası olarak kullanılan kiralanan, sözleşmenin kiralanan şeyin şimdiki durumu bölümüne göre “ kullanılmaya hazır, yeni ve temiz” olarak demirbaşları ile birlikte kiraya verilmiştir Sözleşmenin özel şartlar bölümü 3. maddesinde kiralananda yapılacak tamir ve tadilat masraflarının kiracıya ait olacağı, mal sahibinden hiçbir talepte bulunamayacağı, fabrikanın tahliyesinde kiracı tarafından yapılan tamirat ve tadilat bedeli istenemeyeceği gibi, bunların sökülüp götürülemeyeceği, olduğu gibi fabrika binasına terk edileceği kararlaştırılmıştır.
Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Sözleşme süresi üç yıl ise de kiracılık süreci içinde davalı 21.8.2007 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile kiralananın 15.8.2007 tarihinde tahliye edildiğini davacıya bildirmiştir.
Tahliyeyi takiben davacı tarafından 13.9.2007 tarihinde kiralananda verilen hasarın belirlenmesi amacı ile tespit yaptırılmış, bilirkişiler de kiralananda inşaat aksamı yönünden 31.936.20 TL, elektrik tesisatı yönünden ise 2.784 TL hasar ve eksiklik bulunduğunu bildirmişlerdir. Dava bu tespit raporlarına dayanılarak açılmıştır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden taşınmazın 11.5.2005 tarihli kira sözleşmesinden önce davalı şirket ile dava dışı başka iki şirketin kullanımında olduğu, bu süreçte 27.4.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle hasar gördüğü, bundan sonra davalı şirketle yeni bir kira sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kiralananın yaşanan yangın nedeniyle hasara uğradığı açık ise de 1.11.2005 tarihli kira sözleşmesinde kiralanan “ kullanılmaya hazır yeni ve temiz ” olarak nitelendirilmiş, söz konusu sözleşmede yangın hasarları ve giderilmesine ilişkin bir düzenleme yer almamıştır. Bu durumda kiralananın yangından kaynaklanan hasarlarının giderilerek sözleşmede belirtilen nitelikleri ile davalıya kiralandığının kabulü gerekir.
Her ne kadar yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında kiralanandaki hasar ve eksikliklerin kiracının kullanımından meydana gelmediği, kira sözleşmesinden önce oluştuğu, kiracının hor kullanımından kaynaklanan bir zararın bulunmadığı belirtilmiş ise de Borçlar Kanunu’nun 266. maddesi hükmü gereği kiracının kiralananı iyi bir halde teslim aldığı asıl olup tahliye sırasında ne halde tesellüm etmiş ise o halde ve mahalli adete göre iade etmesi gerekir.
Sözleşmeye göre kiralanan kullanılmaya hazır, yeni ve temiz olarak kiraya verildiğine göre tahliye sonrasında yapılan tespitte belirlenen hasar ve eksiklikler kiracılık süreci içinde meydana gelmiştir ve giderilmesinden davalı kiracı sorumludur.
Bu durumda mahkemece tespitte saptanan hasar ve eksiklikler yönünden inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hukukçu bilirkişinin raporu doğrultusunda sadece yangından zarar görmeyen kısımlarda meydana gelen hasarlar çerçevesinde eksik tazminata hükmedilmesi doğru görülmediğinden hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6183, K. 2010/9216, 20 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama