KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6235 E., 2010/13758 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile 10199 Ada 1 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı olan 224/2400 payının tapusunun iptaline davacı ... adına tesciline,31.817,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalı ...'e ödenmesine,davalı ... adına tesis edilen intifa hakkının diğer hissedarların hakkını zarara uğratmak amacıyla yapıldığından kaldırılmasına karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin intifa hakkına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 10199 Ada 1 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğunu, dava konusu edilen payın diğer paydaş ... tarafından kuru mülkiyetinin davalı ...'e 31.07.2007 tarihinde satıldığını aynı tarihte diğer davalı ... lehine 20.000,00 TL bedelle intifa hakkı tesis edildiğini, önalım hakkına engel olmak amacıyla satış ve intifa bedelinin fazla gösterildiğini, belediye rayicine göre taşınmazın değerinin 24.486,00 TL olduğunu, ortaklığın giderilmesi davasında 31.800,00 TL olarak belirlendiğini,
önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline, intifa hakkının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, satış bedelinin muvazaalı olmadığını, intifa hakkının bedelsiz olarak kaldırılmak istendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı, tapuda yapılan işlemin tarafı olmadığından tapuda yapılan temliki işlemin muvazaalı olduğu iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Somut olayda; davacının paydaşı olduğu 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan ve davaya konu edilen 224/2400 pay taşınmazın paydaşı ... tarafından 31.01.2007 tarihinde kuru mülkiyeti 20.000,00 TL bedelle davalı ...'e satılmış intifa hakkı 40.000,00 TL bedelle ... lehine tesis edilmiştir. Davacı ise tapuda satış bedelinin 40.000,00 TL olup muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir.
Dava konusu edilen payın tapuda gösterilen satış bedeli 20.000,00 TL olup önalım hakkı kuru mülkiyet hakı sahibine karşı kullanılır.
İntifa hakkı sahibine karşı önalım hakkı kullanılamayacağından önalım bedelinin tespitinde intifa hakkı bedeli nazara alınamaz.Bu durumda mahkemece, tapuda kuru mülkiyet için gösterilen bedel ve satış masrafları üzerinden önalım hakkının tanınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni sayılmamıştır.
Öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 796. maddesi gereğince intifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve taşınmazlarda tescilin terkini; yasal intifa hakkı, sebebinin ortadan kalkması ile sona erer.Sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü gibi diğer sona erme sebepleri, taşınmazlarda malike terkini isteme yetkisi verir.Aynı Kanun'un 797. maddesi hükmüne göre intifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü; tüzel kişilerde kararlaştırılan sürenin dolması, süre kararlaştırılmamışsa kişiliğin ortadan kalkmasıyla sona erer.Mahkemece, intifa hakkının diğer hissedarların hakkını zarara uğratmak kastıyla konulduğu gerekçesiyle kaldırılması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6235, K. 2010/13758, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama