KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6248 E., 2010/9217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23.2.2010
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... ve davacı vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere,mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, fiili taksim savunmasının kanıtlanamamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin önalım bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin 118 No’lu parselin paydaşı olduğunu, davalının ise taşınmazın 600 / 2400 payını 19.3.2007 tarihinde 70.000 TL bedelle satın aldığını, ancak satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için tapuda muvazaalı olarak 100.000 TL olarak gösterildiğini, gerçek satış bedeli üzerinden önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, bedelde muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, taşınmazın arsa vasfında olup üzerinde gecekonduların yer aldığını, arsa üzerinde fiili bir bölünmüşlük olduğunu, fiili taksim nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını, satıcı paydaşların davacılara paylarını gerçek değeri üzerinden satın almaları ya da birlikte üçüncü kişiye satılması konusunda teklif götürmelerine rağmen davacıların kabul etmediklerini, daha sonra payın gerçek değeri üzerinden satılmasını kabullenemeyerek kötü niyetle önalım davası açtıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen pay 118 parsel No’lu taşınmazın paydaşı ... ... mirasçıları tarafından davalıya 19.3.2007 tarihinde 100.000 TL bedelle satılmıştır.Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 70.000 TL olduğunu iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir.
Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda açık ve kesin bir beyanda bulunmamışlar, davalının oğlu Ümit Tekin’den duyduklarını aktarmışlardır.Davalı tanığı olarak dinlenen ... ise payını satan durumunda olduğundan beyanına itibar edilemez.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında satış senedinde 100.000 TL olarak gösterilen dava konusu edilen payın değeri satış ve dava tarihi itibariyle 84.832 TL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder. Toplanan delillerden davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır.
Bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ve masrafları üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorulması, kullanılacağının beyan edilmesi halinde önalım bedelinin depo edilmesi için süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6248, K. 2010/9217, 20 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama