İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 6. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/6489 K.2010/14378

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payların…

Esas2010/6489Karar2010/14378Tarih28 Aralık 2010Okuma7 dk · 1.332 kelime

KÜNYE

6. Hukuk Dairesi 2010/6489 E., 2010/14378 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Aralık 2010
Mahkemesi
Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.332 kelime·7 dk okuma

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, dava dilekçesinde, davacının paydaşı olduğu 26.10.1987 tarih ve 4,5,6, 7 sırada ve 3.8.2005 tarih 2. sırada kayıtlı taşınmazların paydaşı ...’ın paylarını 20.3.2007 tarihinde 5000 TL bedelle davalıya sattığını belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.

Davalı vekili, dava konusu payların davalının amcasının eşi olan satıcı paydaş tarafından davalıya hibe edildiğini, davalının annesinin ölümü üzerine altı yaşından itibaren davalıya yengesi ...’ın bakıp büyüttüğünü, bu sebeple davalının babasının vefa borcunu ödemek amacıyla davaya konu edilen payları çok düşük bir bedelle ...’a sattığını, ...’ın da sözkonusu payları eşinin vasiyeti üzerine tekrar davalıya bağışladığını önalım hakkının kullanılamayacağını, tapuda satış görünse de yapılan temlikin aslında bağış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Önalım hakkına konu edilen taşınmazlardaki paylarını satan ... davalının amcası ...’ın eşi yani yengesi olup üçüncü derecede kayın hısımıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının 27.3.1957 tarih 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında kalıp kalmadığı, buna bağlı olarak davacının önalım hakkını kullanıp kullanamayacağı noktasındadır.

Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre ortak mülkiyetin paydaşının payını karı ve kocaya, evlada yahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akdi bulunsa bile gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların yada hibe gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkı kullanılamaz. İçtihadı Birleştirme Kararın’da sözü edilen akrabadan kasdedilenin miras hukuku anlamında mirasçı sıfatını taşıyan akraba olduğunu anlamak gerekir.

Çünkü mirasçı sıfatını taşımayan diğer akrabalara yapılan satışlar miras endişesi yaşamamaktadır. (Feyzi N. Feyzioğlu sh.270, ... mirasçıya satışlarda şufa cereyan eder mi SBFD.C.12, No 4, 1957 Sh.214) Miras Hukuku’nun ancak mirasçı olan akrabayı ilgilendireceği kuşkusuzdur. Her akraba mirasçı olmayabilir. Miras hukukunda yasal mirasçıların kimler olduğu Medeni Kanunu’nun 495 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Paylı mülkiyetin paydaşı miras hissesini ileride kendisine mirasçı olacak kimseye veya akrabasına sattığında sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı’nın uygulanabilmesi için tapudaki işlem tarihinde satan ile alan kişi arasında birbirine mirasçı olacak bir ilişkinin bulunması gerekir. Zira gücünü ve kaynağını doğrudan doğruya kanundan alan, taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamalarından olan önalım hakkı gerçek satışlar için söz konusudur.

Gerek doktrinde gerekse uygulamada satış sözleşmesinin tarafı olan kişinin kendi muvazaasına dayanamayacağı tartışmasızdır. Sözleşmenin tarafı yaptığı sözleşme ile bağlıdır. Bu halin tek istisnası olan miras hukukuna ilişkin olarak yapılan temlik veya hibenin satış şeklinde gösterilmesinde uzaktan yakından akraba olan herkesin tarafı olduğu işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürmesi kaynağını kanundan olan önalım hakkının engellenmesine ve kanunun dolanılmasına yol açar.

Akrabalık kavramının geniş tutulmasının yol açacağı bu durum ve 27.3.1957 tarih 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın temel amacı esas alındığında ancak mirasçı durumunda bulunan akrabalar arasında yapılan satışlarda önalım hakkının kullanılamayacağı kabul edilmelidir. Tüm bu açıklamalar karşısında payını satan kişinin kayın hısımı olan davalı İçtihadı Birleştirme Kararında bahsedilen akraba kapsamı dışında kalmaktadır.

Bunun sonucu olarak üçüncü şahıs durumunda olan davalı aktin tarafı olduğundan hibe savunmasında bulunamaz. O halde tapuda yapılan işlem gerçek bir satış olduğundan davacının önalım hakkını kullanmasında bir engel bulunmamaktadır. Mahkemece davacıya önalım bedelini depo etmesi için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.12.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı

Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.Dosya kapsamına, resmi kayıt ve belgeler ile birbirini doğrulayan tanık anlatımlarına göre; davalının babası olan ..., eşi ...'ın 1962 yılında ölümü üzerine, o tarihte altı yaşında olan oğlu davalı ...'ı, abisi ...ın hanımı olan yengesi ...'ın bakım ve gözetimine bırakır. Kendisi de ... isimli hanımla evlenir.

Ancak evlenmeden önce dava konusu olan beş parça taşınmazdaki paylarını yengesi ...'a satış göstererek temlik eder. Davalı, yengesi ...'ın yanında, onun denetim ve gözetiminde yetişir ve büyür.Bu aşamadan sonra ... tarafından, kocası ...ın da tavsiyesine uyarak davalının babasından edindiği beş parça taşınmazdaki payları olduğu gibi davalıya satış göstererek temlik eder.

Başka bir anlatımla mal gerçek sahibine geri döner.Burada gözardı edilmemesi gereken husus satıcının davalıya, sadece davalının babasından kendisine intikal eden taşınmazlardaki payları davalıya satmış olmasıdır. Yoksa kendisine ait taşınmazdaki pay satışı söz konusu değildir.

Somut olay bu iken, davalının üvey amcası olan davacı kanundan doğan önalım hakkını kullanarak iş bu davayı açmıştır. Gerçekten, önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda, bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Kural bu olmakla birlikte her kuralda olduğu gibi bunun da bir istisnası vardır.

Zira önalım hakkının öncelikli şartı ortada gerçek bir satışın varlığını zorunlu kılmaktadır. Çünkü intikal maksadının, akdin maksadına galip geldiği durumlarda önalım hakkı kullanılamaz.

Nitekim 27.3.1957 tarih ve 12/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, paylı mülkiyette paydaş, payını, karı veya kocaya çocuklarına ya da yakın akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile, gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkı kullanılamaz.

Olayımızda, satıcı ile davalı arasında mirasçılık ilişkisi bulunmasa da, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı yakın akrabalar arasında yapılan temlikler yönünden de geçerli olduğundan, gerek davalının babası ile satıcı arasındaki satış ilişkisi ve gerekse satıcı ile davalı arasındaki satış ilişkisi tamamen miras hukuku ile ilgili amaç ve bağışlama düşüncesinin hakim olduğu ilişkiler olarak gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir.

Bu bağlamda, olayımızla birebir örtüşen Terme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26.11.2008 tarih ve 2008/331-677 sayılı ilamında "hernekadar devir işlemi satış olarak gösterilmiş ise de, dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarında satışa konu hissenin aslında davalı ...'na dededen intikal eden hisse olduğu, tapu tescili sırasında davalının yaşının küçük olması ve babasının vefat etmesi nedeniyle davalıya ait hissenin davalının amcası olan ... tarafından kendi adına tapuya tescil ettirildiği, ...'nun davaya konu bu hisseyi hak sahibi olan davalıya 2006 yılında tapuda devrettiği, işlemin özünde miras hukukuna dayalı bir işlem olduğu,

Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre miras hukukuna dayalı işlemlerde şuf'a hakkının kullanılamayacağı." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, işbu ret kararı davacıların temyizi üzerine dairemizin 6.10.2009 tarih ve 8723-7882 sayılı ilamı ile onanmak suretiyle az yukarıda varılan sonuç doğrulanmış bulunmaktadır.

Yine dairemizin 25.10.2005 tarih ve 8655-9829 sayılı içtihadında "hernekadar olayımızda satıcı ile davalı arasında mirasçılık ilişkisi bulunmasa da anılan İçtihadı Birleştirme Kararı yakın akrabalar arasında yapılan temlikler yönünden de geçerli olduğundan ve damat-kayınpeder ilişkisi de bu kapsamda kaldığından mahkemece davalının yapılan temlikin aslında bağış olduğu savunması üzerinde durularak" denmek suretiyle bu yoldaki içtihat pekiştirilmiş bulunmaktadır. Esasen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.1.1993 tarih ve 1993/6-8 esas 1993/159 karar sayılı içtihadı da aynı mahiyettedir.Hal böyle iken Dairemizin bozma ilamında satıcı ile davalı arasında miras bağı bulunmadığından olayda 27.3.1957 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın uygulanma olanağı bulunmadığına işaret edilmiştir.

Oysa kanun hükmünde olup herkes tarafından uyulması gerekli olan İçtihadı Birleştirme Kararı'nda "ortak mülkiyetin paydaşı, payını karı ve kocaya, çocuklarına, yahut akrabaya temlik ederse, görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile, gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlanma gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkı kullanılamaz " hükmüne yer verilirken konu sadece mirasçılık ilişkisinin bulunmasına indirgenmemiştir. Karı koca çocuklar ve akrabaya yapılan temlikleri birlikte mütalaa ederek, uygulayıcılara her olayın özelliğine göre değerlendirme yaparak sonuca gitme imkanı tanımıştır.

Aksinin kabulü çağdaş hukuk sistemlerince çoktandır terk edilen kazuistik (meseleci) görüşe dönmek olur ki, İçtihadı Birleştirme Kararı ile bunun amaçlanmadığı açıktır.

Tüm bu nedenlerle, kabul şekli yönünden usul ve yasaya uygun bulunan mahkemenin ret kararının onanması gerekmekte iken, aksine düşüncelerle bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Öte yandan dosyada mevcut Beşikdüzü Kadastro Müdürlüğü'nün 17.9.2009 tarihli cevabında dava konusu olan taşınmaza ait tapu kayıtlarının 203 ada 5, 204 ada 3, 206 ada 14-35 nolu parsellere uygulanarak tespit gördüğü ve Görele ilçesi Egeköy köyünde kadastro çalışmalarının tamamlandığı parsellere ait kadastro tutanaklarının Görele Kadastro Mahkemesine gönderildiği bildirilmiştir.Bu durumda dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanakları düzenlenip malik sütunları boş bırakılarak Görele Kadastro Mahkemesine gönderildiğinden çapın ve sicil kaydının oluşmasının beklenmesi ve hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirdi.Bozma ilamına bu nedenle de katılmıyorum.28.12.2010

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6489, K. 2010/14378, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/6489
Karar No
2010/14378
Tarih
28 Aralık 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/6489 K.2010/5998
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2010/6490 K.2010/7446
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2010/6491 K.2010/11454
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2010/6491 K.2010/6841
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2010/6492 K.2010/20779
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2010/6492 K.2010/7596

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.