KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6532 E., 2010/13922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davaya konu 1641 No’lu parselin paydaşı olduğunu, paydaşlardan ...’ın taşınmazdaki 189/5040 payını davalıya 19.2.2008 tarihinde sattığını belirterek yasal önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı taşınmazın fiilen taksim edildiğini davacının taşınmazda bağımsız olarak kullandığı ayrı bir yer olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Fiili taksim savunması üzerine yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda; taşınmaz üzerinde davacı ... ’a ait sınırları belirli ayrı bir bölüm olduğu ve bu kısım üzerinde ev ve ahırların bulunduğu, keza davalı ...’a ait yerin de tel örgü ile çevrilmiş olduğu belirtilmiştir.
Fiili taksime ilişkin olarak dinlenen davalı tanıkları da beyanlarında, taşınmazın fiili olarak iki parça halinde bir kısmının davacı tarafından 25 yıldan beri, bir kısmının da diğer paydaşlar tarafından birlikte kullanıldığını açıklamışlardır.
Bu durumda davaya konu taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edildiği, davacının payını karşılayan miktarda belli ve muayyen bir yeri uzun süreden beri kullandığı, davacının şufa hakkını kullanmakta iyi niyetli olmadığının kabulü gerekir. Açıklanan bu gerekçeye göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6532, K. 2010/13922, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama