KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6638 E., 2010/13731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde 14.352 TL bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların 19.08.2007 tarihinde evlendiklerini, balayına giderlerken davalının isteği üzerine davacıya düğünde takılan ziynet eşyalarının davalının annesine verildiğini, bir daha da iade edilmediğini, istediğinde ise davalının babasının altınları bozdurup evin inşaatında kullandıklarını söylediğini, taraflar arasındaki evlilik fiilen sona erdiğinden ziynet eşyalarının davalının zilyetliğinde kaldığını belirterek, dava konusu ziynetlerin aynen iadesini, mümkün olmadığı takdirde 14.352 TL olan bedelinin yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu altınları evlenirken alınan bazı eşyaların borçlarının ödenmesi için kendi isteği ile ve katkı sağlamak amacıyla verdiğini, yine ziynet eşyalarının davalı ve ailesi tarafından evliliğin devam edeceği ümit ve hesabı ile evlilik birliğinin devamını sağlamak amacı ile takıldığını, düğünde takılan ziynetlerin de iddia edildiği kadar olmadığını, miktarını ve bunların nasıl ve ne için davalı ve ailesi tarafından zorla ya da hile ile elinden alındığını davacının kanıtlaması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Düğün sırasında kadına takılan ziynetler kendisine bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malıdır. Davacı, ziynetlerin balayına giderken davalının annesine teslim edildiğini, ve evin inşaatında kullanıldığını ileri sürmüş, davalı ise bu ziynetlerin davacı tarafından alınan eşyaların borçların ödenmesi için kullanıldığını savunmuştur. Yargılama sırasında dinlenen davalı tanıkları da ortak konuttan davacının ev eşyaları alınırken davacının üzerinde ziynet eşyalarını gördüklerini beyan etmişlerdir.
Ne var ki davalının savunması bu yönde değildir. Davalı, ziynetlerin borçların kapatılmasında kullanıldığını ileri sürmektedir. Mahkemenin savunmadan farklı tanık beyanlarına itibar ederek davacıya davalı tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatması, davacının da yemin teklif etmemesi üzerine kanıtlanamadığından söz ederek davanın reddine karar vermesi yerinde değildir. Zira davalı ziynetlerin borç ödemesinde kullanıldığını savunduğuna göre ispat külfeti yer değiştirmiştir.
Davalı iade edilmemek üzere söz konusu ziynet eşyasının kendisine verildiğini kanıtlamadıkça iade ve tazmin ile yükümlüdür. Davalı taraf ziynetleri iade edilmemek üzere aldığını kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6638, K. 2010/13731, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama