KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6715 E., 2010/10870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin emlak komisyonculuğu yaptığını, halen bulunduğu yerde kiracı olarak faaliyetini sürdürmekte olup tahliye tehdidi altında olduğunu, kendi ihtiyacında kullanmak için dava konusu taşınmazı satın aldığını ihtarla davalıya bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığından kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı, ihtiyacın samimi olmadığını, asıl amacın kirayı artırmak olup, kira artırma talebini reddedince davanın açıldığını, taşınmazın yapılmak istenen işe uygun olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece ihtiyacın samimi olduğundan bahisle davalının tahliyesine karar verilmiştir.
6570 Sayılı Yasanın 7/c maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez.
Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; Davacı tarafından dava konusu taşınmazda emlak komisyonculuğu yapılacağı beyan edilmiş, davalı tarafından ise yapılmak istenen işin dava konusu yerde yapılamayacağı savunulmuştur. Mahkemece her ne kadar ihtiyacın samimi olduğundan bahisle istemin kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak dava konusu taşınmazın yapılmak istenen işe elverişli olup olmadığının saptanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6715, K. 2010/10870, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama