KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/684 E., 2010/7504 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30.06.2009
- Müdahil davacı
- ... - ...
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve tescile ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili Seldeğirmeni Mahallesi 299 ada 33 parselde kayıtlı taşınmazda miras bırakanları ...'nun paydaş olduğunu davalı ...'ın aldığı payın önalım hakkı nedeniyle iptali ile müvekkileri adına tescilini talep etmiştir.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir.Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir.
Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir.
Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince;davacılar miras bırakan ...'nın payına dayanarak bu davayı açmışlardır. Tapu kaydı incelendiğinde davacıların müstakil payları olmadığı da anlaşılmaktadır. Dosyadaki mirasçılık belgesinde ...'nın 1998 yılında öldüğü ve davacılardan başka mirasçılarının da olduğu görülmektedir. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda işlem yapılması ve ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/684, K. 2010/7504, 17 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama