KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6996 E., 2010/10382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Çubuk İcra Mahkemesi
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan tahliye istekli icra takibine itirazın kaldırılması, tahliye ve tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece alacak ve icra tazminatı isteklerinin reddine, tahliye isteminin kabulüne karar verilmiş, karar davalı borçlu tarafından süresinde temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu taşınmazı 10.02.2009 tarihinde satın aldığını, satın alma olgusunun davalıya gönderilen 06.08.2009 tarihli ihtarname ile bildirildiğini ve birikmiş 2009 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait kira paralarının ödenmesinin istenildiğini, davalının bu ihtara bir karşılık vermediğini, bunun üzerine itiraza konu aylar ile birlikte 2009 yılı Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin toplam 1520.-TL kira alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını bu kez borçlunun takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılması, tahliye ve tazminat isteğinde bulunmuştur. Davalı borçlu ise kira ilişkisine karşı çıkmış ve davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı alacaklı Çubuk İcra Müdürlüğü’nün 2009/ 2642 sayılı dosyası ile 10.02.2009 başlangıç tarihli sözlü kira sözleşmesine dayanarak ödenmeyen bazı aylar kira paralarının tahsili için davalı borçlu hakkında tahliye istemli icra takibi başlatmıştır.
Davalı borçlu süresinde icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde; alacaklı ile kira ilişkisi bulunmadığını açıklamış ve takibin durdurulmasını istemiştir. Davalı borçlu itirazında açıkça kira ilişkisinin varlığına karşı çıkmıştır. İcra takibinde İ.İ.K.’nun 269/b maddesinde sayılan belgelere dayanılmadığına ve sözlü kira ilişkisine davalı tarafından karşı çıkıldığına göre davalı borçlunun taşınmazda kiracı olup olmadığının ve kira alacağının varlığı yargılamayı gerektirir. Açıklanan gerekçeye göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6996, K. 2010/10382, 6 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama