KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/7114 E., 2010/13999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kişisel ev eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde 22.889-TL bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, tarafların 2007 yılında evlendiklerini, İzmir 7.Aile Mahkemesinin 2009/866 esas 2009/704 sayılı karar dosyası ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, 29.09.2009 tarihinde düzenlenen protokolde yazılı eşya kalemlerinin nakden ve aynen davalıya teslim edildiğini, ancak davalının evden ayrılırken davacıya ait olan ev eşyalarını da beraberinde götürdüğünü, bu eşyaların mümkün ise aynen, değilse 22.898,88-TL bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma protokolünde yazılı eşyaların davacının bilgisi dahilinde evden alındığını, protokolde yazılı olmayan ve davacıya ait eşyaların alınmış olması halinde boşanma kararının kesinleştirilmemesi gerektiğini, eşya bedelinin neye göre belirlendiğinin anlaşılamadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Olayımıza gelince;mahkemece, davalının müşterek hanedeki kendi kişisel eşyalarını 10.10.2009 tarihinde aldığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu tarihten 5 gün sonra 15.10.2009 tarihinde tarafların mahkemeye gelerek anlaşmalı olarak boşandıkları, davacının bu duruşmada kendi eşyalarının davalı tarafından alındığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı veya dava açma hakkını saklı tutmadığı boşanma kararının 20.11.2009 tarihinde kesinleştiği, boşanma kararı verildikten sonra 35 gün geçtiği, bu zaman zarfında davacının bir beyanı ve iddiası olmadığı,
anlaşmalı boşanma ve protokol gereği artık tarafların birbirlerinden bir hak talebinde bulunmayacakları bunun aksinin kabulünde anlaşmalı boşanma kurumunun amacına aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dava kişisel ev eşyalarının iadesi davası olup, boşanma davasının feri niteliğinde değildir.
Bu nedenle tarafların bildirdikleri kanıtlar toplanmadan ve usulüne uygun olarak deliller değerlendirilmeden sadece anlaşmalı boşanma davasında düzenlenen protokole dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, tarafların tüm delilleri usulüne uygun olarak toplanıp, varsa tarafların tanıkları dinlenerek, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/7114, K. 2010/13999, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama