KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/7174 E., 2010/11442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava bir adet taşınmazda ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Olayımıza gelince; yerel mahkemenin 8.7.2008 tarihli kararı, davalı temyizi üzerine 9 no'lu parsel üzerindeki ağaçların aidiyeti yönünden tarafların ittifakı bulunduğundan oran kurulmak suretiyle satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmesi gereğine işaretle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden hükümde yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde oran kurulmadığı gibi bilirkişi raporuna atıfta yapılmamıştır. Bu durumda satış bedelinin inceleme sonucu bulunacak oran dahilinde paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/7174, K. 2010/11442, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama