KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/7409 E., 2010/11585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, feshi ihbar nedeniyle kiralananın tahliyesi isteğine ilişkindir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, dava konusu 2283 ada 21 No’lu parselin 24/80 payının davacı adına kayıtlı olduğunu, davalının bahsi geçen taşınmazda kiracı olup kira bedellerini eksik ödediğini, buna ilişkin ihtarnamelerin davalıya gönderildiğini, en son olarak 18.03.2009 tarihli ihtarname ile Borçlar Kanununun 262.
Maddesi gereğince en geç 01.07.2009 tarihine kadar kiralananı tahliye etmesi konusunda feshi ihbarda bulunduklarını, ancak davalının kiralananı tahliye etmediğini belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalının taşınmazda kiracı olmayıp eşi olan dava dışı ...’in kiracı olduğunu belirterek davanın kiracı olan eşine yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek 01.06.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, davanın elatmanın önlenmesi davası olarak nitelendirmiş ve taşınmazın değeri gözetilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Davacının satıcısı ... ile davalının eşi olan ... arasında düzenlenen 01.06.2005 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Esasen mahkemece de kiracılık sıfatının ...’e ait olduğu benimsenmiş olup taşınmazın önceki malik ile yapılan kira sözleşmesi uyarınca kiralandığı ve akdi ilişkinin sürdürüldüğü tartışmasızdır. Tahliye davası sözleşmenin tarafı olan kiracı aleyhine açılmalıdır. Davalı da kiracının eşi olup buna istinaden taşınmazı kullandığına göre fuzuli işgalden söz edilemez. Bu durumda mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davalının fuzuli işgalci olduğundan bahisle görev yönünden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/7409, K. 2010/11585, 27 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama