KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/7592 E., 2010/14250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalıma konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin dava konusu parselde 7/8 paya sahip paydaş ...'in mirasçıları olup iştirak halinde paydaş olduklarını, davalının diğer paydaş ...'in payını 16.1.2005 tarihinde 15.000 TL'ye satın aldığı halde tapuda değerinin muvazaalı olarak 40.000 TL gösterildiğini belirterek, mahkemece belirlenecek gerçek satış bedeli üzerinden önalım hakkının tanınmasını ve davacıların mirasçılık belgesindeki payları oranında adlarına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı cevabında, davacıların kardeşi olan ...’in çocukları olduğunu, pay satan ... ile ...'in arsa üzerine bina yaptıklarını, ...'in bir daireye tekabül eden 1/8 payı kendi üzerinde bırakıp, kalan 1/8 payı kardeşi ...'e sattığını, daha sonra kendisi bir daireye tekabül eden 1/8 payı 40.000 TL karşılığı satın aldığını satın aldığı bu dairede 15 yıldır kiracı olarak oturduğunu ve bu dairenin ...'e ait olup bedelin gerçek bedel olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince: önalıma konu payın bulunduğu 80 ada 21 parsel sayılı arsa üzerinde altta iki adet dükkan bir ve ikinci katlarda ikişer adet bağımsız bölüm olmak üzere 3 katlı bina olduğu keşfen belirlenmiştir. Davalı, pay satan ...'e ait 15 yıldır kiracı olarak oturduğu daireyi satın aldığını belirterek fili taksim savunmasında bulunmuştur.
Bu konuda davalı tanığı olarak dinlenilen ... ifadesinde, arsa üzerine davacıların murisi ile birlikte altında dükkan ve üzerinde iki daire olmak üzere binayı birlikte yaptıklarını alttaki dükkanın ortak olduğunu üzerindeki dairenin biri kendisine diğeri ise davacıların murisine ait bulunduğunu, alttaki dükkanın yarı hissesini 6-7 yıl önce davacıların murisine sattığını, kendisine ait daireyi ise, halen oturmakta olan kardeşi davalıya 40.000 TL bedelle sattığını beyan etmiştir.
Diğer davalı tanıkları ... ve tanık ... ise tanık ...'in ifadesini doğrular mahiyette beyanda bulunmuşlar ve dükkan üzerindeki dairelerin birinin pay satan ...'e ait olduğunu ve 15 yıldır davalının kiracı olarak oturduğunu diğerin de ise davacıların murisine ait olduğunu belirtmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalının 1/8 pay karşılığında satıcı ...'e ait bağımsız bölümü satın aldığının kabulü gerekir.
Bu durumda taraflar arasında eylemli kullanma olgusu gerçekleştiğinden yukarda açıklanan esaslar çerçevesinde önalım hakkının kullanılması mümkün olmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/7592, K. 2010/14250, 27 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama