KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/7823 E., 2010/14112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kiralananın hor kullanılması nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı kiracının davaya konu taşınmazı 01.11.2008 tarihinde tahliye ettiğini, davalının tahliye sırasında içeride bulunan makineleri dışarı çıkartmak için duvarları kırdığını ve binaya hasar verdiğini, 24.11.2008 tarihinde yaptırılan tespite ilişkin bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiğini ve tespite itiraz edilmemekle davalı yönünden kesinleştiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 8.000 TL alacağın tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı yasal tebligata rağmen duruşmaya gelmemiş ve savunma yapmamıştır.
Borçlar Kanununun 256.maddesi uyarınca kiracı kiralananı, kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana iade etmekle yükümlüdür. Kiralananın kötü kullanılması nedeniyle uğradığı zarar için kiralayan giderim isteminde bulunabilir. Hasar miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, tek yanlı yapılan ve itiraza uğrayan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu hükme dayanak yapılamaz.
Öte yandan HUMK’nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporları aynı yasanın 374.maddesi hükmü uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Bu nedenle delil tespiti yolu ile alının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir.
Davacı, kiralananın tahliyesinin ardından tespit yaptırmış ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanarak bu davayı açmış ise de söz konusu tespit davalının yokluğunda yapılmış olup, davalı, 13.02.2009 tarihinde davacıya tebliğ edilen cevabi ihtarname ile söz konusu rapora itiraz etmiştir. Öte yandan, davalı duruşmalara katılmamış, cevap dahi vermemiştir. Böylece davalının, davayı dolayısıyla davacı tarafından dayanılan olguları inkâr etmiş sayılacağı kabul edildiğine göre söz konusu tespit raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/7823, K. 2010/14112, 22 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama