KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/8614 E., 2010/14435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
361 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 10 parsel sayılı taşınmazda bulunan 19 numaralı bağımsız bölümün paydaşlarından olup aynı taşınmazda payı bulunan ..., ... ve ...'ın paylarını davalıya sattıklarını, davacının bu satıştan 23.06.2008 tarihinde haberdar olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın üç aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını,imar ve ihya nedeniyle taşınmazın değerinin arttığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu’nun 733 / 3 maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığı ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve herhalde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; önalım hakkının ilişkin bulunduğu 10 parsel sayılı taşınmazdaki 3/16 pay önceki paydaş ... tarafından 28.12.2007 tarihinde, 5/16 pay ... ve ... tarafından 13.12.2007 tarihinde davalıya satılmıştır.
Dosya içerisinde pay satışına ilişkin noter aracılığıyla davacıya yapılmış bir bildirim bulunmamaktadır.Yapılan pay satışı davacıya noter aracılığı ile bildirilmediğinden dava iki yıllık hak düşürücü süre içinde 19.09.2008 tarihinde süresinde açılmıştır. Bu durumda mahkkemece, işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken tarafların 15.05.2008 tarihinde Belediye'ye verdikleri dilekçe ile satıştan haberdar oldukları halde üç aylık süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde süre yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8614, K. 2010/14435, 29 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama